1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Tünel kazalarında panik zincirleme risk oluşturuyor!

Tünel kazalarında panik zincirleme risk oluşturuyor!

featured
tunel-kazalarinda-panik-zincirleme-risk-olusturuyor.jpg
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, tünel kazalarının neden daha kritik olduğunu ele aldı.

Tünellerde yaşanan kazalar çok daha karmaşık olabiliyor

Karayollarında meydana gelen trafik kazalarının her zaman ciddi sonuçlar doğurabildiğini dile getiren Özgür Şener, “Ancak tünellerde yaşanan kazalar, açık yollardaki kazalardan farklı olarak çok daha karmaşık olabilir. Özellikle deniz altından geçen uzun tünellerde meydana gelebilecek bir kaza; yangın, duman, görüş kaybı, maruz kalan insanların panikle güvenli olmayan davranışları, tahliye zorluğu ve ikincil çarpışmalar gibi birçok ilave olumsuz sonucu beraberinde getirebilir.” dedi.

Tünellerde küçük bir olay kısa sürede büyüyebiliyor

Açık yollarda sürücülerin alternatif güzergâhlar ve kaçış alanları bulunduğunu hatırlatan Özgür Şener, “Açık yollarda sürücüler için kaçış alanları, alternatif güzergâhlar ve doğal havalandırma imkânları bulunurken, tüneller kapalı ve sınırlı alanlardır. Bu nedenle küçük çaplı bir olay bile kısa sürede ciddi bir güvenlik sorununa dönüşebilir.” diye konuştu. 

Özgür Şener, tünellerde meydana gelen kazaların bazı ayırt edici özelliklerini, “Kaçış alanlarının sınırlı olması, özellikle tek yönlü tünellerde kaza bölgesi öncesinin tahliye edilememesi, sürücüler ve taşıttaki yolcuların panik haldeki davranışlarının yeni tehlikeli durumlara sebep olması, yangın söz konusu ise alevlerin ve dumanın hızla yayılmasıyla hayati tehlikeye sebep olması, hareket alanı kısıtı sebebiyle acil müdahale ekiplerinin olay yerine ulaşmasının daha zor olması, takip mesafesine yeterince dikkat edilmemesi sebebiyle zincirleme kazaların daha kolay meydana gelmesi, ortamda duman varsa görüş mesafesinin ani şekilde düşebilmesi, yangın durumunda sıcaklığın çok hızlı yükselmesi ve hayati tehlikeye sebep olmasıdır.” şeklinde anlattı. 

Şener, bu nedenle dünya genelinde tünellerin, normal karayolu kesimlerinden daha yüksek güvenlik standartlarıyla tasarlandığını ve işletildiğini söyledi.

Deniz altı tünellerinde çok katmanlı güvenlik sistemi bulunuyor

Modern deniz altı tünellerinde yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri, yapay zekâ destekli olay algılama teknolojileri, yangın algılama sistemleri, acil kaçış koridorları ve gelişmiş haberleşme altyapılarının kullanıldığını belirten Özgür Şener, şöyle devam etti:

Modern deniz altı tünelleri çok katmanlı güvenlik sistemleriyle donatılmaktadır. Tünelin tamamı yüksek çözünürlüklü kameralarla izlenir. Operatörler trafik akışını gerçek zamanlı olarak takip eder ve herhangi bir olağan dışı durumda anında müdahale başlatabilir. Yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojileri sayesinde; duran araç, ters yönde giden araç, rutin akışa göre yavaşlayan trafik, şerit ihlali, duman oluşumu, yola düşen nesne veya yağ vb. sıvı dökülmesi gibi rutin dışı durumlar saniyeler içerisinde tespit edilebilmektedir. Tünellerde sıcaklık sensörleri, duman dedektörleri ve yangın algılama sistemleri bulunur. Olası yangın durumunda havalandırma sistemleri otomatik olarak devreye girerek dumanın tahliye yönünü kontrol eder. Uzun tünellerde belirli aralıklarla acil çıkış kapıları ve kaçış galerileri yer alır. Bu alanlar insanların güvenli bölgelere ulaşmasını sağlar. Acil durum telefonları, anons sistemleri ve radyo yayın entegrasyonları sayesinde sürücülere anlık bilgilendirme yapılabilir. Özellikle deniz altı tünellerinde basınç, deformasyon, su sızıntısı ve yapı hareketleri sürekli sensörlerle takip edilir. Olası riskler daha kritik seviyeye ulaşmadan tespit edilmeye çalışılır.”

Düzenli bakım ve denetim büyük önem taşıyor

Güvenlik sistemlerinin varlığı tek başına yeterli olmadığını, düzenli bakım ve denetimin büyük önem taşıdığını kaydeden Özgür Şener, “Uluslararası uygulamalarda; Farklı senaryoları içeren periyodik güvenlik tatbikatları yapılır. Yangın senaryoları test edilir. Kamera ve sensör sistemleri düzenli olarak kontrol edilir. Havalandırma performansı sürekli olarak ölçülür. Acil tahliye süreleri değerlendirilir. Bağımsız teknik denetimler gerçekleştirilir. Amaç, herhangi bir acil durumda sistemlerin teoride değil pratikte de çalıştığından emin olmaktır.” dedi.

Tünel kazalarının önemli bölümü insan kaynaklı

Araştırmaların tünel kazalarının büyük bölümünde insan faktörünün etkili olduğunu gösterdiğini dile getiren Özgür Şener, “Sürücüler tünel içerisinde mesafe algısının değişmesi nedeniyle hızlarını farkında olmadan artırabilmektedir. Kapalı ortam hissi nedeniyle sürücüler öndeki araca normalden daha yakın seyredebilmektedir. Bu durum ani frenlemelerde zincirleme kazalara yol açabilmektedir. Kapalı ve sınırları belirli bir güzergahta sürüş yapıldığı için telefon kullanımı, navigasyonla ilgilenme veya araç içi dikkat dağıtıcı unsurlar tünel içerisinde güvenli sürüşü olumsuz etkilemektedir. Tünellerde şerit değişikliği yapılması istenmemekle birlikte özellikle sabırsız sürücülerin yaptığı beklenmeyen şerit değişiklikleri ve ani ani manevralar kazalara sebep olabilmektedir.” şeklinde konuştu.  

Şener, motor arızaları, lastik patlamaları, akaryakıt veya elektrik tükenmesi, yük kaynaklı problemlerin de tünel içindeki plansız duruşların ve bu duruşlardan kaynaklanan olumsuz olayların önemli nedenleri arasında yer aldığını anlattı. 

 Sürücü psikolojisi güvenliği etkileyebiliyor

Klostrofobi eğilimi bulunan kişilerde stres seviyesinin artabileceğini belirten Şener, “Yaşanan olaylardan sonra, olaya karışanlar ile yapılacak görüşmeler ile ortaya konmasının önemine inanmakla birlikte, klostrofobi eğilimi olan kişilerde stres artışının sürüşe olan olumsuz etkisi, uzun tünellerde monotonluğa bağlı dikkat azalması, yeterli veya uygun olmayan aydınlatma ve yol kenarı referans aydınlatmalarının sürücüye yeteri kadar bilgi vermemesi,  kapalı alan hissinin yarattığı gerginlikle bir an önce çıkışa ulaşma isteğinin yarattığı kontrolsüz hız, çıkış noktasına odaklanma nedeniyle çevresel farkındalığın azalması sürücü performansını olumsuz etkileyebilmektedir.” ifadesinde bulundu.

Özgür Şener, tünele girişte yaşanan gün ışığından farklı bir ışık seviyesine geçişin etkisi ve yine tünel çıkışında değişen ışık seviyesi nedeniyle gözlerin ışık değişimine uyum sağlamasının da kısa süreli görüş problemlerine neden olabildiğini, sürücülerin güvenli olmayan davranışlarına sebep olabildiğini söyledi.

 Hız limitlerine ve takip mesafesine uyulmalı

Tünellerde güvenli sürüş için hız limitlerine uyulmasının ve güvenli takip mesafesinin korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Şener, sürücülere şu önerilerde bulundu:

“Tünel içinde anons sistemi varsa, bu anonslar ve sürücü uyarıları dikkatle dinlenmeli ve bu anonslara uyulmalıdır. Tünel otoritesi tarafından belirlenmiş hız limitlerine kesinlikle uyulmalıdır. Tünel otoritesi tarafından belirlenmiş güvenli takip mesafesi korunmalı, durumsal olarak öndeki sürücülerin davranışları iyi gözlemlenerek gerekmesi durumunda takip mesafesi arttırılmalıdır. Görünürlük için farlar açık tutulmalıdır. Şerit değişikliği yapılmamalıdır. Cep telefonu ve diğer dikkat dağıtıcı cihazlar kullanılmamalıdır. Tünel girişinde ani fren yapılmamalı. Aracın akaryakıt ve enerji durumu tünele giriş öncesi kontrol edilmelidir.”

Acil durumda panik yapılmamalı

Olası bir kaza veya yangın durumunda sürücülerin öncelikle tünel yönetiminin anonslarını takip etmesi gerektiğini ifade eden Şener, “Varsayımlarla ve panikle değil doğru durum değerlendirmesi yapılarak güvenli ve kontrollü hareket etmeye çalışmak esastır.  En önemli konu, tünel otoritesinin anonslarına ve tünel acil durum ekiplerinin yönlendirmelerine eksiksiz uymaktır. Çünkü yetkililer yaşanan olumsuz durumun tamamını bilmekte ve değerlendirmektedir. Özellikle yangın durumunda ilk birkaç dakika kritik öneme sahiptir. İnsanların önceliği araçlarını veya araçlarında varsa kıymetli ekipman vb. kurtarmak değil, olabilecek en güvenli ve en kısa sürede güvenli bölgeye ulaşmak olmalıdır.”

Güvenlik ortak sorumluluk

Tünellerin mühendislik açısından dünyanın en güvenli ulaşım yapıları arasında yer aldığını belirten Özgür Şener, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tüneller, modern ulaşımın vazgeçilmez unsurlarıdır ve mühendislik açısından dünyanın en güvenli ulaşım yapıları arasında yer alırlar. Ancak bu güvenliğin sürdürülebilmesi; gelişmiş teknolojik sistemler kadar sürücülerin kurallara uyumuna da bağlıdır. Hız limitlerine uyulması, takip mesafesinin korunması ve acil durum prosedürlerinin bilinmesi, tünellerde yaşanabilecek riskleri önemli ölçüde azaltmaktadır. Özellikle deniz altı tünellerinde güvenlik yalnızca mühendislik meselesi değil, aynı zamanda sürücü davranışlarıyla şekillenen ortak bir sorumluluktur.” 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Tünel kazalarında panik zincirleme risk oluşturuyor!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin